Osmanlı İmparatorluğu döneminde sadece 5 maddeden ibaret olan ve Türkiye’de yerleşik yabancıların hukuki durumlarını düzenleyen 1915 tarihli Kanun yürürlükte idi. Bu kanun 1982 yılında MÖHUK ile yürürlükten kaldırılmıştır. MÖHUK md 28 ile Türklerin kişisel statüleriyle ilgili davaların ikametgahlarının bulunduğu yabancı ülkelerde de açılabilmesine olanak sağlanmıştır. 1. maddede Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Türk kanunlar ihtilafı kurallarına göre yetkili kılanan yabancı hukukun, Türk hakimi tarafından re’sen uygulanacağı ifade edilmiştir (md 2/I).
Kişinin hukukunda milli hukuk ilkesinden vazgeçilmemiştir (md 8). Avrupa’da da, ikametgah ilkesini kabul eden İsviçre hariç, genellikle milli hukuk ilkesi kabul edilmektedir. 8. maddede tüzel kişilerin ehliyetlerinin tayininde sarüdeki idare merkezi kabul edilmiş, ancak istisnai olarak fiili (gerçek) idare merkezi ne de yer verilmiştir. Yabancı hakem kararlarının tenfizinde karşılıklılık ilkesine yer verilmiştir. Yetkili hukukun vatandaşlık, ikametgah ve mutad mesken esaslarına göre tespit edildiği hallerde, hangi andaki bağlama kriterinden hareket edileceği 3. madde ile açıklığa kavuşturulmuştur. 7. madde ile hukuki işlemlerin şekliyle ve zamanaşımı ile ilgili hususlar düzenlenmiştir.
İlgili hukuk düzenleri arasında maddi hukuk ilişkisi için muhtevaca daha uygun olanı tercih etme (MÖHUK md 16) veya sosyal ve ekonomik bakımdan zayıf olan akit tarafı (tüketici, kiracı) daha fazla korumakta olan hukuk düzenini dikkate alma kabul edilen ilkelerdir.
Bu gün Kara Avrupasında son yıllarda kabul edilen kanunlarda klasik devletler hukuku anlayışında görülen tek gelişme, katı bağlanmaların, maddi ilişkinin daha yakın irtibat halinde bulunduğu hukuka verilen tercihlerle kısmen yumuşatılmış olmasıdır. Bu gelişme MÖHUKta da görülmektedir (mesela MÖHUK md 24/II, 25/III).
Kanunlar ihtilafı kurallarının uygulanmasında, önceki tarihli de olsa, ilgili milletlerarası bir sözleşme varsa, öncelikle o sözleşme hükümleri uygulanır (MÖHUK md 1/II). Böylelikle MÖHUK milletlerarası sözleşme hükümlerine üstünlük tanımış olmaktatır. Türkiye 1893 yılında La Haye’de başlayıp daha sonraki tarihlerlde de devam eden konferanslar sonucu kabul edilen La haye Sözleşmelerinin büyük çoğunluğuna taraftardır. Yardım nafakası konusunda, 1973 tarihli La Haye Nafaka Sözleşmesine katılmıştır.
Aile hukukunda, evlenmenin genel hükümlerine, müşterek milli hukuka, müşterek ikametgah ve müşterek mutad mesken hukukunun öncelik sırası ile uygulanacağı kabul edilmiştir. Miras hukukunda taşınmazlarla ilgili olarak milli hukuk ilkesine istisna getirilerek, taşınmazın bulunduğu yer hukukunun uygulanacağı esası öngörülmüştür.