Onarım Süresinin Uzaması

Onarım süresinin uzaması halinde Tüketici hakları nelerdir?

Tüketicinin, satın aldığı bir mal ile ilgili olarak sorun yaşama olasılığı vardır. Bu nedenle, satıcı karşısında zayıf konumda bulunan tüketicinin korunması gerekmektedir. Yasa koyucu, bu nedenle Tüketici Korunması Hakkında Kanunun düzenlemesini getirmiştir. Sonuç olarak, bu kanun ile tüketici, satıcıya karşı birden fazla seçimlik hakka sahip bulunmaktadır.

Buna göre kanundaki haklar;

  1. a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  2. b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
  3. c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

şeklinde sıralanmıştır.

Peki bu haklardan (c) fıkrasında belirtilen onarım isteme hakkını kullanan tüketici nasıl hareket edecektir. Zira, aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen onarımın yapılmaması halinde tüketici nasıl bir yola başvurmalıdır.

Onarım Süresinin Uzaması Tüketici Hakları

Tüketici Kanunu Tüketici Hakları

Ne Yapmak Gerekiyor?

Bu sorunun yanıtı yine Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 11. Maddesinde yer almaktadır. İlgili madde “…tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.” Hükmünü içermektedir.

Buna göre; onarımın uzun sürmesi halinde tüketici, bu hakkından vazgeçip diğer seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.

Ticaret Bakanlığınca yayınlanan Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği vardır. Bu yönetmeliğe göre satın alınan her mal için AZAMİ ONARIM SÜRELERİ belirlenmiştir. Dolayısıyla satıcı bu süreye uymaz zorundadır.

Satıcı, yönetmelikte yer alan bu süreler içerisinde sorumluluğunu yerine getirmez ise, bu durumda artık tüketici yukarıda belirttiğimiz seçimlik haklarından bir başkasını talep etme hakkına sahip olacaktır.

Konu hakkında mahkemelerin verdiği benzer kararlar size yardımcı olacaktır. Bu nedenle ekte örneğini sunduğumuz emsal kararı takdirinize sunuyoruz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/7600 E-2021/3248 K sayılı kararı ile konuya ışık tutan bir yaklaşım sergilemiştir.

Yüksek Mahkeme, davacı tarafın araçta vuku bulan arıza nedeniyle ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğu, yetkili servisçe de aracın fenne uygun bir şekilde tamir edildiği, aracın davacı tarafından ihtirazı kayıtsız teslim alınmış olduğu, araçta keşif anında herhangi bir arızanın bulunmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve davacının onarım hakkını tercih edip kullanmasından sonra sorunsuz şekilde çalışan araçtan dolayı tercihinden dönerek yeni bir talepte bulunmasının mümkün olmadığı, aksine yaklaşımın 6502 sayılı yasaya ve MK. nın ikinci maddesinde yer alan objektif iyi niyet kurallarına aykırı olacağı gerekçeleriyle davacının davasını reddeden Bölge Adliye Mahkemesi Kararını aşağıdaki gerekçe ile kaldırmış ve davacı lehine bir hükme varmıştır.

“….6502 sayılı yasanın 11. maddesinde, malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir.

Somut olaya bakıldığında, bilirkişi raporunda dava konusu otomobilin gizli ayıplı olduğu belirtilmiş olup bu husus mahkemenin de kabulündedir.

Bu durumda, 0 km araç alan davacının, sürekilik arzeden bir ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete uygun değildir. Davacı, seçimlik haklarından, sözleşmenin feshi ve bedel iadesini istemekte haklıdır. Hal böyle olunca, davacının davasının kabulüne yönelik İlk Derece Mahkemesince doğru bir şekilde hüküm kurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir….”